face sayfamdan gelen cevaplar üzerine Çin maceramı anlatmaya başlıyorum arkadaşlar.
şimdiye kadar bana Çin'le alakalı sorular soran,ne yedik ne içtik havası suyu nasıldır,insanları nasıl vs..merak eden herkese uzuuun uzun anlattım,çünkü hep söylerim Çin benim ikinci vatanım,ve hiç bıkmadan sabaha kadar Çin hakkında soru cevaplayabilirim.yani Çin ve Çince hakkında soru sorulması beni mutlu ediyor,çünkü o günlere dönüyorum..
işin aslı şu ki ben hala Çin i çok özlüyorum,çoğu zaman rüyalarıma konu oluyor bu durum.rüyamda ya Çin de oluyorum yada uçağa binip Çin e gidiyorum..
duygusal biri olduğum herkesçe bilinir,hassasın da ötesinde hassas biriyim;çok kolay ağlayabilen ama ağladığını kimseye göstermeyen bi karakterim var..o yüzden duygusal konulardan elimden geldiğince uzak durmaya özen gösteriyorum diyoruuuuuum ve işin eğlenceli kısmına geçiyorum.
2006 yılında süper lise Yabancı Dil bölümünden mezun oldum.Öss den gelen sonuç istediğim üniversiteye ve bölüme yetmiyordu maalesef.O aralar İngiliz Dili ve Edb.okumak istediğimden tutan Kore dili,Kayseri Erciyes Çince,Almanca İtalyanca vs istemedim.yanlış anlaşılmasın,oralarda bu bölümlerden mezun bir çok arkadaşım var ama ben bu bölümleri o zamanlar düşünmüyordum.
bir arkadaşımın daha önce Çin e gitme teşebbüsü olmuştu ama vazgeçti maddi sebeplerden dolayı.o zaman bunu duyduğumda verdiğim tepki aynen :''ya ne işin var taa bilmem kaç bin km ötede,Türkiye mis gibi memleket suyu çıkmadı ya?!!'' şeklindeydi ve sonradan böyle dediğim için çoook güldüm.
benim bu ukalaca sözümden hemen yedi sekiz ay sonra ben Çin e giden uçaktaydım çünkü.:))
hikayeme döneyim,o arkadaşımla 2006 haziran sonu gibi tekrar karşılaştık bir yerde.durduk yerde,üstelik de daha Öss sonuçları açıklanmamışken ve ben henüz istediğim bölüme gidemeyeceğimi bilmiyorken,ortada hiç birşey yokken şimşek çakıverdi beynimde:
''ya şu bahsettiğin Çin işini şöyle ayrıntılı bi anlatsana!!''dedim.
sağolsun o da bildiği kadarıyla bahsetti.durur muyum,esti bi kere kafaya;hemen karar verdim:Çin e gidiyorum ben!!!
valla da billa da ayynen böyle oldu!!
hemen bi koşu telefona sarıldım annemi aradım ''anne ben Çin e gidiyorum!!''diye.
aramızda geçen diyaloğu olduğu gibi aktarıyorum:
ben:anne...yle karşılaştık o Çin e gidecekmiş zamanında,sonra olmamış.anlattı benim de kafama yattı bu iş;ben Çin e gidiyorum!!
annem:tek başına mı?
ben:hee..
annem:tamam kızım gidebilirsin!!
ben:hıı??!!!
ben:nasıl yani?anne şaka yapmıyorum bak çok ciddiyim ben?
annem:yoo ben de çok ciddiyim yavrum,istiyorsan gidebilirsin!! üniversite değil mi,ha Ankara İstanbul ha Çin çok da farketmez!!
ben:yehhhuuuuuu!!!!
geri fonda Ankara havası çalıyor,aslında çaldığı falan yok beynimde hücreler çiftetelli oynuyormuş ondan kaynaklanıyor verdim kendimi oynamaya!!!
tabii ki gerçekte oynamadım!!sevinçten kudurmakla meşguldüm sadece ahahaha :D
gözükaralık ve cesaret yönünden anneme çekmişim kesin..kadıncağız git dedi ya;sorgu sual yok,kız çocuğu ne yer ne içer demedi!!
bu kadarcıkla bitti,annem izin verdi ve ben hobaaa valizi aldım elime uçağa bindim sanıyorsanız yanılıyorsunuz;çünkü babamı ikna etmek o kadar kolay olmadı..
tam bir ay sürdü babamın ikna olma süreci..ama önceki postta da dedim ya,nasibim oradaymış ve babamın da onayıyla Çin yollarına düştüm.
bu arada bir tanıdığımızın aracılığıyla Guangzhou da bulunan bir bayana ulaşıldı,ondan okumak istediğim okulla ilgili detaylı bilgi aldım.havası nasıl,giderken nelere ihtiyacım olacak,yanımda neler götürmeliyim vs epey bir soru sordum,çünkü örneğin Çin de bizim bildiğimiz beyaz peynir,Türk çayı,zeytin,kakao vs olmadığını bilmiyordum o zamana kadar mesela.
detayları öğrendikten sonra bir yandan babamla birlikte pasaport işlemlerine başladık,ben de bir yandan valiz hazırlama sürecine girdim.süreç diyorum ilk sene için hakikaten çok sancılı bir süreç oldu benim adıma;çünkü uçağa binerken malumunuz üzere bagaj sınırı var ve o yıl bagaj sınırı 25 kg du.
düşünebiliyormusunuz;ben bir sürü eşya aldım çarşafından terliğine,havlusundan şampuanına-ne alaka değil mi sanki Çin de şampuan yok:))-yiyecekten çaya..ve valiz sadece 25 kg ile sınırlı, uçağa yanına alacağın el valizinin sınırı da o zaman maksimum 9 du sanırım.şimdi 12 kg diye biliyorum..
''evde tartı yok ben nasıl valiz tartarım?'' diye kara kara düşündüm günlerce..en sonunda naptım;kakaosundan çayına,kabartma tozundan zeytin peynirine teek tek ambalajların üzerindeki gramajları hesapladım hesap makinasıyla:))))))))))
giyecek olarak zaten orada görüştüğüm arkadaş''amaan mont falan getirme ayakkabı kıyafet buradan alırsın herşeyi''şeklinde konuştuğu için iki pantolon iki gömlek şeklinde hazırlanıp valizi kapattım..
haa,giysi ve ayakkabı buldum mu gidince?hayır!!
o rezil durumuma sonra ayrıntılı şekilde döneceğim..
hazırlıklarımı yaptım,ve 2006 19 Eylül akşamı saat 19.25 te Emirates uçağına bindim.
e tabi bunun bir de Ereğli den İstanbul a gidiş süreci var,o da evlere şenlik durun anlatayım:
bünyesel midir yoksa başka birşeyden mi kaynaklanıyor bilemiyorum ama ben her yolculuk öncesi zombiye dönüyorum,yola çıkacağım günün gecesi sabaha kadar uyuyamadan ya kitap okuyorum ya da film izliyorum pc den..
bir de ilk kez aileden bu kadar uzun süre ayrı kalacağım,hele hele deli gibi yükseklik korkusu olan,sandalyeye bile çıktığında başı dönen ayakları titreyen ben yarın uçağa binip binlerce feet yukarıya tee bulutların üstüne çıkacağım..düşüncesi beni o gece uyutmadı.
serde ablalık da var tabi,Şule o zaman ilkokul bire yeni başladı,onun okula başladığını görmemle gitmem bir olduğu için ayrıca üzüldüm.. kimseye belli etmedim tabi..
neyse sabah arabaya bindik otogara vardık biz,tabi sülalenin yarısı orada:annemin teyzesi,eşi eniştem,onların çocukları gelinleri,yine annemin dayısı ve eşi Döndü yengem,babaannem dedem,halam,iki amcam yengem..bizimkiler..derken otogarda herkes o sabah bu yirmi kişilik gruba baktı durdu.. bi de sanki asker uğurluyoruz ha,herkes sırtıma sırtıma vuruyor askere gitsem bu kadar olurdu hahaha:)))
bizim sülalede de bi huy vardır,heyecanlı sülele miyiz neyiz kimse-amcalarım hariç-pek de normal bi ses tonuyla konuşmaz.herkes o sabah otogarda bangır bangır yayın yaptı resmen,kızımız Çin e gidiyor aman da maşallah!!diyerekten..
daha bitmediii!!!Döndü yengemle babaannem iki elti bunlar girmişler benim bineceğim otobüsün ofisine,içeride koltuklara oturmuşlar..su almaya mı girdim neye girdim bilmiyorum şu an,bi de baktım bu ikisi ağlıyor zırıll zırıl :)
''babaanne yapma bak annemi de ağlatacaksın''dedikçe daha çok ağladılar..teselli etmeye çalıştım,cık yemediler..
''vay gurbete gidiyor da tek başına nereden buldu oraları da,ben istemedim gitmesini de,başına bişey gelirse de...''
sonunda otobüsün kalkma saati geldi,anons yapıldı ve herkesle kucaklaşıp büyüklerin ellerinden öptüm.annemi en sona bıraktım çünkü belli etmesem de ona çok düşkünüm,uzuuun uzun sarıldık birbirimize en son.helallik aldım,ve otobüse bindim.
babam ve dedem de benimle geldi havalimanına,uğurlamak için..
şimdi bende yükseklik korkusu var ya,otobüs Anadolu yakası tarafından Boğaz köprüsüne girdi mi;Allaaaah benim eller buz gibi terlemeye başladı..sadece ellerim mi eminim o an yüzüm de kağıt gibiymiştir :D babam anladı hemen,''korkma korkma inan uçağa biner binmez hemen alışacaksın''dediyse de ben yemedim tabi bu numarayı,çünkü babamda da yükseklik korkusu var;''beni uçağa bindirdiğiniz an kalp krizinden giderim abooooo!!'' tarzında söylemleri olduğu için evvelden de,yemedim yemem.
ama yapacak pek de fazla birşey yoktu,son olarak havalimanında düzensiz atan kalp ritmime daha fazla dayanamadım,babama rica ettim bana uyku hapı aldı..hapı dörde bölmem gerekiyormuş,çok etkiliymiş..
kullandım mı uyku hapını?arka fon:hayııırr!!
uçaktan deli gibi korkan bana uçağın hareket etmesiyle tuhaf bi cesaret geldi,hatta eğlendim bile denebilir.hele uçağın hızlanıp hızlanıp da kalkış anına ba yıl dım!!yine de,hala en çok iniş anlarını ve bir şehre doğru yavaşça süzülürkenki o duyguyu seviyorum..
ilk yıl giderken de Tr ye dönüşte de Emirates i tercih ettim. hem erken rezervasyondan bileti uyguna almıştık,hem şirket Dünya çapında bilinen bir şirket,hem de yemekleri helal olması sebebiyle tercih ettiğim bir havayolu firması.üstelik o yıl Thy nin Çin de sadece Pekin ve Şanghay a seferleri vardı,oysa ben Çince bilmiyordum ama Dubai üzerinden gidersem o zaman akıcı olan İngilizcemi kullanıp bir sıkıntım olduğunda rahatlıkla konuşabilecektim vesaire..
artık uçaktaki ilk izlenimlerimi de anlatmıyayım,değil mi?
yaklaşık dört saatlik uçuşun ardından Dubai Airport a vardık,-dık diyorum çünkü Guangzhou daki o tanıdığımın aracı olduğu ve aynı okulda okuyacak olan üç kişi daha benimle aynı gün seyahat ediyordu,dolayısıyla ilk uçak yolculuğum tek başına ve sıkıcı geçmedi.daha sonra da içlerinden biriyle aynı evde kalacaktım..
Dubai'ye vardığımızda gece 01:30 civarıydı,aslında 00:30 ama saat farkı var.HongKong uçağımızın kalkmasına ise tam on beş saat vardı!! ne yaptık?ışıl ışıl Dubai Airport ta gezindik,Duty Free den alışveriş yapan insanların çokluğuna bakındık,ben bir ara kayboldum hatta :)) napayım havalimanı o kadar büyük ki,bizim Atatürk Havalimanı yanında bıdıcık kalır..kayboldum,ama arkadaşlar gelip beni buldulaar çünkü yerimden kıpırdamadım dedim nasıl olsa bunlar gelir geri... ahahahah :)))))
yalnız beni almaya geldiklerinde epey korkmuşlar garipler,bulamayız sanmışlar..bu da güzel bi anı olarak kaldı..
epey bi gezindikten,havalimanını inceledikten sonra bi mescid bulup içeri girdik.. hemen kendimize yer bulup uyuduk..o kadar yorgunluğa artık bünyem dayanamamış olacak ki,sızıp kalmışım resmen..
komik bi olay oldu mescidde: biz uyurken içerideki-hangi ülkeden olduğunu bilmiyorum-bayanlardan birinin bebeği ağlamaya başlamış.susmuyor çocuk!! ağla ağla ağla sonunda ben de duydum,zaten taa İstanbul'a yola çıkmadan önceki geceden beri uykusuzum,yani 24 saat olmuş neredeyse hiç dinlenmeyeli;e yol yorgunluğu var bir de valiz çekeliyorsun..o yorgunluk ve uykusuzluğun getirdiği sinirle ben uykumda bebeğe İngilizce bağırmışım!!
-miş li geçmiş zamanı kullandım çünkü bağırdığımı hatırlamıyorum bile,o kadar uykusuzum düşünün..
arkadaşların sonradan gülerek anlattığına göre,yerimden kalkmışım,ve İngilizce olarak: ''biri şu bebeğin çenesini kapatabilir mi?'' diye bağırıp saniyesinde geri yatmışım..:)))))))
sonra kalktık,Emirates yolcularına özel biletinizi gösterip damgalatarak içeri girip sınırsız açık büfe yemek yiyebileceğiniz çok şık bir restorana girip,oturma süremiz olan dört saatin neredeyse tamamında yemek yeyip dinlendik..o restoran artık ücretli olmuş!! öğrenince çok üzüldüm,çünkü çeşit çeşit ekmeğinden peynirlerine,reçel barından kek barına,çeşit çeşit omletine,hatta kuru fasulye pilavına,üç dört çeşit mısır gevreğinden yine sınırsız çay kahve meyve suyuna kadar şahane ötesi bir açık büfesi olan,insanın hayal gücünü zorlayan o yere artık öyle bi biletle giremiyorsunuz efendim..neyse,dört yıl boyunca yedik içtik daha ne??
ertesi gün öğlen 14:30 uçağıydı sanırım,Hong Kong a yolculuk başladı.. bu sefer dokuz saate yakın sürdü,yine uyumadım.diğerleri zzzzzzz uyurken ben bolca film izledim..
sağ salim Hong Kong a vardık.Guangzhou dan görüştüğüm o bayan karşılamaya gelecekti bizi,ama son anda işi çıkmış;yerine bir beyi yollamış.. ismi Ali'ydi beyefendinin,bizi çok sıcak karşıladı.Hong Kong dan Guangzhou ya araba kiralanıyordu o zamanlar,araba kiralanacak dedi para topladık ve özel devasa jipimize binip Guangzhou ya doğru yola çıktık..
bugünlük bu kadar.yeterince uzun yazdım ve şu an bu yazı dizisini:)burada kesiyorum..devamı sinemalarda:))
şaka şaka!! bir bölüm diziye yetecek kadar şey yazdım,devamı en kısa sürede gelecek..
şimdilik hoşçakalın..
ceycey..
not:özellikle Çin maceralarımı okumak isteyenler;pamuk eller klavyelere!!güzel yorumlarınızı ve varsa sizin de anılarınızı bekliyorum..tek yapmanız gereken Google+dan beni bulup bloğuma yorum bırakmanız..
Ya okurken resmen yasadım olayları benim basıma gelmiş gbi bir soluktada bitirdim :) çok çok çok beğendim yeni yazıyı sabırsızlıkla bekliyorummmmm :D devam devam :D
YanıtlaSilçok teşekkürler Mervecim:))
YanıtlaSilhehheee okumak bile çook eğlenceli ama okudum okudum hiç bitmeyecek gibiydi sayfanın altını kaç kez kontrol ettim gerçekten bitti mi şimdi diye :(( devamını sabırsızlıkla bekliyorum :))))
YanıtlaSilselam Takır Tukur,
Sildevamı geliyor dün 2. bölüm yayınlandı..beğenmene sevindim:) senin nasıl gidiyor?