22 Haziran 2013 Cumartesi

evdeki fıstık furyası

   Babam epeydir iki akşamda bir,hatta her akşam eve elinde fıstıkla geliyor.kabuklu fıstıktan bahsediyorum millet..

           geçen akşam iki paket almış,ikisi de o akşam yendi.. ben de fıstık hastasıyımdır,önüme fıstık koy bitirmeden kalkamam..sayesinde kaç gündür yüzüm gözüm ergen gibi sivilceyle kaplı dolanıyorum etrafta..
           dün akşam yine elinde poşetle çıkageldi babam.bi baktım poşetten çıkan şey koccaaaman bi fıstık poşeti. öyle bişeyi ilk kez görüyorum,o ne devasa fıstıktır ya!! :))
                                                              işte bu:


         

                          burada ne kadar büyük olduğu çok belli olmuyor,altta daha net anlaşılıyor



                               elimle paketin oranına bakarsanız ne kadar büyük olduğu anlaşılır..
                                         fiyatı da çok uygun üstelik,sadece 8.75 tl.
                                   
                               kedim bu ara iyice sokak kedisi oldu çıktı,sabah uyanır uyanmaz kapının önünde dikilip miyavlamaya başlıyor,biz sokağa salana kadar da susmuyor.. akşam ben bahçeye inip almasam,eve gelmek aklından geçmiyor.anlamıyorum o kadar saat aç susuz napıyor??
                                küçükhanım ev kedisi olarak büyüdüğünden sokak kedileri kadar avlanamıyor,pek anlamıyor öyle şeylerden.o yüzden eve geldiğinde de kurt gibi aç oluyor. etini nam nam nam yiyor,yalanıyor şöööyle bi,sonra da çekildiği köşede başlıyor hıçkırmaya ahahahaha :)))
                               
                                bana gelince,halen fıstık yiyorum..:) kıs kıs kıs
                                bana kendimi kötü hissettirmeyin,fıstıkseverler el kaldırsın lütfen!
                                
                                sevgiler
                                ceycey                                
                               

20 Haziran 2013 Perşembe

ceycey'in yatak odası dekorasyonu

               ocakta yemeğim var komşu,beş dk oturayım kalkıcam :) moduyla yazıyorum şu an,nedense..ocağa çay koydum ondan sanırım?!!
             
              bugün oda dekorasyonu postuyla beraberiz,odamla tanıştırıcam sizi.
              çalışırken 3+1 evde tek başıma yaşıyordum,koltuk takımından yatak odasına her şeyim tamdı. işi bırakıp annemlere taşınınca,diğer eşyaları kaldırdık,sadece yatak odası ve koltuk takımımın iki adet berjeri var şu an odamda..
             
              dekorasyon hastası biri olarak,evim ya da kendi odam farketmiyor eşyaları düzenlemeye,bütçeme göre bişeyler almaya ya da hazırda olanları yerlerini yada formlarını değiştirip kullanmaya ba yı lı yo rum!! :))
               eski evimde hem ebeveyn banyosu hem misafir banyosu vardı,halısından banyodaki vazolara :) kadar sürekli oynuyordum..oturma odasındaki çiçekleri alıp yemek masasına,ondakini alıp banyoya,banyodakini alıp oturma odasındaki vazoya...çiçekler durmadan yer değiştirip dururdu ben sıkıldıkça..
              bak yazarken bile çok eğleniyorum ya:))))
              dekorasyon dergileri alırım,canım sıkıldıkça okurum..ben de böyle bi  çatlağım işte :)
              evet hazırsanız odamı tanıtmaya başlayabilirim:
         
        işte berjerlerim ve orta sehpam..sehpa bizim evin eski sehpası,benimki daha alçak olduğundan
              bunu kullanıyorum.benim sehpa da gardrobun yanında,onu birazdan göreceksiniz
           

                                                          gazetelik English Home dan.


   vazom da yine English Home ürünü..iki hafta olmadı alalı,yüzde elli indirimdeydi.geçen hafta tekrar sordum,indirim kalkmış :))) ballıyımdır

           

komidinimin üstü.çerçeveler Paşabahçe,mavi bardak Mudo dan.
o bardağı ilk alırken de bardak olarak kullanmak için değil,dekoratif süs olarak almıştım.. üstüne Koton dan aldığım iki tane çiçekli saç tokasını koydum,vazo oldu :D çiçeklerin toka olduğu da anlaşılmıyor:))
kahverengi cam kutu  İkea.
küçük metal kutum da Tepe Home dan taa üç yıl önce almıştım..


bu da vazomun yakından görünümü..

kutunun içinde  çeşitli ülkelerden gelmiş para koleksiyonum ve fuardan hediye numune makyaj malzemeleri ve sabunlar var..



çerçevelerim.. mavi,çini desenli olana Paşabahçe den hediye paketi üzerinde verilen kırmızı fiyonkları koydum.
kahveliye de Safranbolu da sahaf amcadan aldığım orijinal fotoğrafı..
o Osmanlı hanımefendisinin kim olduğunu bilmiyorum,arkasında Osmanlıca ismi var sadece..


bu da minik kutum.. hap kutusu olarak da kullandım bi ara kendisini.yazık ona.
bana da :))

ve yatağım:

yatağın üzerindeki minik çiçekli örtü takımını çok seviyorum..


kitaplığım..bu kitaplar kitaplığımın sadece onda biri bile değil :))

bu da tüm olarak fotoğrafı..o kapaklı bölümde  parfümlerim var.

bu da kapaklı bölümün içi :)))
korkmayın o parfümlerin bazıları boş.. boş parfüm şişesi koleksiyonum var :)))


kitaplık yazı masamla birleşik,ve ben masamı tuvalet masası olarak kullanıyorum ahaha
bu da cilt temizleyici ve kremlerimin görünen yüzü:)
daha bi çoğu çekmecede çıkarmadım


burada tamamını görebilirsiniz..

bu aynayı mudo dan almıştım,aslında tepsi kendisi ama ben çok amaçlı kullanıyorum onu
şişeler de fuar ganimetlerimden ikisi..



yan tarafa bakan penceremin önüne oturma köşesi yaptım..
annemin eski çeyiz sandığı,üstüne  çarşaf koydum.en üste de kalın kışlık pikemi serdim,işte sana
oturma köşesi..bi de berjerin minderini koydum mu,tamamdır!!!

bu da benim kendi sehpam..üstüne yine kutular kutular...
kapaklı servislik Karaca dandı sanırım..


alakasız olacak ama bu sabunları bugün annemle Bim e girince aldık.
görünce atladım direkt,mini mini sabunlar diye!!!
ballı şeftalili narlı ve lavantalı dört çeşidi var.
adedi 2.90 dı sanırım.
ben bunları çarşafların,çorapların arasına,çekmecelere koyarım:))
normalde bütün sabunu kesip koyuyordum,o yüzden iyi oldu görmem bunları..
meraklısına öneririm,kokusu da şekli de çok hoş.

bu da yakından görünümü:

bi pakette on tane var.
yine seyahatte de yanınıza alıp çıkabilirsiniz..pratik.

bu arada,yakında belki takipçi sayım 50 ye ulaşırsa bi çekiliş yapmayı düşünüyorum..
bakalım.. 

ceycey den sevgiler

19 Haziran 2013 Çarşamba

gece gece dizi keyfi :))

                napayım uykum kaçtı,oturdum odamda koltuğa Kore dizisi izliyorum..
               saat şu anda 03:25.eminim hepiniz kendinizi zzzzzzzzzzz moduna aldınız,bi ben ayaktayım..
                   
               bikaç gündür kafam çok doluydu,bu gece de öyle.uyku sorunumu ona bağladım..
               konuşamadığın,kimseye anlatamadığın,anlatsan da O ndan başkasından fayda gelmeyeceğini     bildiğin olaylar,geçirdiğin yada hala geçirmekte olduğun ağır imtihanlar vardır ya,iki yıldır imtihandan geçiyorum..
              bazen diyorum ki,nasıl bi imtihan ki hala bitmedi..hala kurtulamadın..
bazen kızıyorum kendime,o imtihanda döktüğün gözyaşları senin mutlu geçirdiğin günlerin sadakası diye..
sonra yine başa dönüyorum,ya diyorum ne bitmez sadakaymış...
             
              gece peşinde düşüncelerle geliyor..
              gündüz işe güce dalınca unutulan kenara atılanlar,gece teek tek kapını çalıyor..
              canı yanan sabretsin,canı yakansa canının yanacağı günü beklesin hadisini düstur edindim,iki yıldır bekliyorum...
           
             beklemek cehennemdir,der Shakespeare..ben iki yıldır o cehennemi içimde taşıyorum..
            neyse postzedelerim,bu da sizinle bi dertleşme olsun..
            oradan hep laylaylom görünsem de,herkeste olduğu gibi imtihanlarım var benim de..
            dua edin olmaz mı??



            dizi izleyip uykusunu getirmeye çalışan ceycey

Çin Yemeği Sevenler?

          epeydir Çin yemeği yapmamıştım( iki hafta olmadı :D),az önce acıkmışken bari dedim pratik  bişeyler olsun;ve beş dakikada ortaya yeni bir tarif çıktı:

Çin yemeği yaparken pilav vazgeçilmezdir,söylemeye gerek yok;pilavı da genelde Jasmine pirincinden yapıyorum.
uzun uzun,tane tane oluyor..
pilav makinesi olduğu için-bi ara onu da fotoğraflayıp koyarım-pilav pişerken bi yandan da dolaptan bana göz kırpan,tek kaldığı için hiç bir yemeğe katılamayacak olan tavuk pirzolayı çıkardım.
kemiğini satırla ayırıp,eti ince uzun şekilde kestim yine satırla..
Çinliler genelde yemek yaparken hep satır kullanır,sebebiyse kesilen et yada sebzenin şekli daha düzgün ve incecik oluyor,dolayısıyla daha kolay pişiyor.
ne diyordum,ince ince kestiğim etleri yeni bi fikir deneme uğruna feda ettim,ama sonuç mükemmel oldu :))

birkaç Kore filminde görmüştüm,et yada tavuğu bala bulayıp öyle pişiriyorlardı.tavuğun üzerine çay kaşığının ucuyla azıcık bal döküp,iyice yedirdim elimle..
biraz da tuz ekledim mi,tamamdır!!
bu arada sakın''ıyyy tavuk ve bal ne alaka?' demeyin,şiddetle tavsiye ediyorum..

sonra wok tavaya-Çinlilerin yemek yaptığı o tavaya- yağı koydum,kızdırdım;etleri ekledim.
yüksek ateşte renklerini değiştirene dek çevirdim tahta kaşıkla.
peşinden azıcık soya sosu ekledim,çok çok az da su.
suyunu çektiği an,hazırdır.!!
sonuç mu?
mükemmel bi tavuk yemeği oldu:D
aklımı seveyim..
yeniliklere açık olmayı,yeni tatlar denemeyi seviyorum:))))

evde kolayca deneyebileceğiniz,hem basit,hem sadece 5 dk içinde hazırlanabilecek,hem de ucuz bir yemek.
ah ahh,canım istedi mi en olmayacak şeyden bile lezzetli bişeyler ortaya çıkarıyorum da;canım istemiyorsa o gün evde dolap malzeme dolu olsa bile ortaya bişey koymuyorum..

yemek yapmak,malzemen varsa ve ortam da hazırsa terapi gibi gelebiliyor bazen :)
kendime kendimi kanıtlıyorum çünkü:))))))
sizce??

işte yemeğim:




                                                                     deneyin,görün..
                                                               şimdiden afiyet olsun!!

                                                                       ceycey

SIKI DURUNN BÜYÜK BULUŞMA GELİYOR!!!

ceycey yazıyor dan alıntıdır..



hep derim benim hayatım tevafuklarla dolu diye de,kimse canlı şahit olmadığından çok denk gelen olmadı..
bu buluşma da inanın tam bir tevafuk sonucu oldu:D çok da güzel oldu..
RESİMDE YANINDA DURDUĞUM HANIM;MÜPTELASI OLDUĞUM YAZAR FATMA BARBAROSOĞLU:))))
hahahayhihahayhohohoy:)))




kim derdi bir gün en sevdiğim yazarlardan birinden özel davet alıp da görüşmeye gidecektim??
rüyamda görsem hayra yormazdım
ama oluyormuş demek ki:D

herşey bir twitle başladı..
dün hocamızın bir paylaşımını gördüm,beğendim-her zamanki gibiii-ve rt yapmak için izin istedim.
ben nasılsa iki üç saate görmez diye düşünürkene,zınk diye cevap gelmesin mi?
elbette dendi ben de rt yapıp kendine teşekkür ettim..
ve ekledim:hocam ben sizin yıllardır gizli öğrencinizim,diye.
hemmen cevap geldi:İstanbul da iseniz aşikar kılalım o zaman?
havaya uçtum!!
nasıl yani dedim..
meğer bugün Anadolu yakasında Marmara Unv Kültür Merkezi nde yeni çıkan kitabı ile ilgili söyleşisi varmışşşş!!!
davet etti!
uçtum uçtumm sevinçten!
İstanbul da olduğuma hiç bu kadar sevinmemiştim dedim.
gerçekten de,İstanbul da iş için kısa süreliğine bulunuyorum.kimse demezdi ki buradayken sevdiğim yazar beni davet edecek!!
hemen planımı yaptım,güzergahı öğrendim.gece de heyecandan uyuyamadım :)))
ve sabah kahvaltıdan sonra yollardaydım.İstanbul u bilen bilir,taa Avcılar Mustafakemalpaşa metrobüs durağından;Anadolu yakası Altunizade ye kadar yaklaşık olarak iki saat sürdü;iki kez hat değiştirdim;son durakta indim taksiye bindim..
ama hepsine değdi!!!
sora sora konferans salonunu buldum.
gittiğimde sohbet başlamıştı,hemen arka sıralara sızdım..baktım arkadaki dinleyicilerin hepsi erkek,hem kulağımdaki sorun yüzünden duyamıyorum hem de erkekler olaya pek ilgili durmuyorlardı;anında en ön koltuğa uçtumm!!dakika kaybetmem valla:D
neyse sohbet sürdü sürdü,kısa notlar aldım..
bu arada yazarın son kitabını hiç bi yerde bulamamıştım,Allahtan salon kapısı girişinde satılıyormuş,hemen atladım ve:
amca en acilinden alıyorum dedim;)
poşete koyayım mı dedi;
yok yyeeaa koy da yazar anlasın demi yeni aldığımı sakın koyma!!
deyip amcayı da gülücüklere boğdum:D
elimde gıcır kitabımla en önde yazarın karşısında otur otur.. sorular soruldu vs derken..bitiverdi.
hemen atladım yine:
'Hocam,dedim;ben hani şu twitterdan davet ettiğiniz gizli öğrenciniz:))
ne komiktim o an ya:D bana ne umrumda mı sanki o an???
güldü,devam ettim:
'bi fotoğraf çekineblir miyiz?'dedim..
elbette dedi,hemen süzüldümm..kıyın kıyın yaklaştım ayyy nasıl heyecanlıyım ama ölüyorumm...
işte aşağıdaki resimleri çekindik o arada 'hocam dedim çoook uzaklardan geldim..taa Çin den:D'yeni gelmedim elbet ama o an onu açıklasam uzardı,sıkılırdı..neyse.
ne yaptınız orada dedi,okuduğumu söyledim
hangi bölüm diye sordu Çin dili edebiyatı deyince ay nasıl sevindi!!
benim sizinle konuşmam lazım o zaman dedi..dedi veeeee!!!
iletişim bilgisini kitaba imza niyetine yazıverdi:D
nasıl mutlu oldum anlatamam sizlereeee...
işte bu güzel günün mini mini özeti..
siz siz olun,bana benzeyin ve kültür uğruna,kitap uğruna ayak üstünde iki saat yol çekin;ve yeter ki okuyun okutun..

bu güzel günü sizinle paylaşmak istedim..
geç saatlere kadar yazımı bekleyen olmuş duydum,çok sevindim:)
darısı başka seminerlere inşallah!! diyelim..
iyi geceler dünya..
bu gece bu kız yüzünde kocaman bi sırıtışla uyuyacak 
;)



18 Haziran 2013 Salı

Safranbolu'dan kareler

       kim demiş yalnız başına tatile çıkılmaz diye?
       çıktım,oldu :)
       geçen sene üç gün kaldım bu aşık olduğum şehirde,kafamı dinledim.giderken yerlerde sürünen moralimi  bi nebze düzeltirim diye düşünmüştüm,öyle de oldu.
     
      hem tatil yaptım hem de amatör fotoğrafçılık alanında bi adım daha attım..
     
   

Tarihi Arasta Çarşısı.. arasta lügatte zaten çarşı demek,ama öyle kullanılmış napalım..
bu kapıdan girdiğinde insan,zaman aniden yüz yıl önceye dönüveriyor..araba sesi,karmaşa yok..sadece kuş sesi..

meşhur Boncuk Kafe..
kahvenin yanında ikram edilen karadut şerbetine müdavim oldum :)

sunumları da çok güzel..her masaya yaprak serpiştiriyorlar.. servis de aynı şekilde..


üç günlük tatil,hele böyle bir yerde..bana konaklama maliyeti sadece yüz tl oldu üç gün.. sebebi ise kışın gitmem,ve biraz da güleryüz :)









şehrin ortasından geçen dereler,üç tane kanyonla bölmüş şehri. bu da onlardan en güzeli,Akçasu Kanyonu.. 
hemen çarşı yerinde,şehrin tam göbeğinden geçiyor..
bu şehirde yaşlanmak istiyorum.



eski yapılarda,tarihi kapılara ve tokmaklara olan sevdamı tanıyanlar biliyor,artık siz de öğrenmiş oldunuz..
bu kapı da çektiğim onlarcasından biri.
bazılarına saçma geliyor,ama düşünün bi;o kapıdan kimler geçti,şu an hayatta olmayan?
evin babası,hanımı,sünnet çocuğu,evden gelin edilen genç kız, yeni doğmuş bebek..
hayatın kapısı da değil mi aslında,hani derler ya..
neler gördü o kapı,bekçisi olduğu evden kimin çıkıp gidişine şahit oldu??
düşünürüm..
o tokmaklara hangi ellerin dokunduğunu düşünürüm..
kısacası yaşanmışlık olduğu için severim kapı tokmaklarını..
zarafeti,inceliği artık umrumuzda olmayan kapı tokmaklarına bile böylesine güzel yansıtmış bir neslin torunu olduğum için gururlanırım onlarla..

ara sokaklarda keşfettiğim antikacı dükkanından..gümüş kahve takımı..



tarihi belediye binası..


cami bahçesinde yüzyıllardır sessizce cemaate eşlik eden güneş saati..





burası da tarihi Tokatlı Kanyonu :)
aşağıya bu merdivenlerle iniliyor,yürüyüş parkuru var nehir boyunca..
cennetten bir manzara gibi..
ki ben gittiğimde kıştı,ona rağmen bayıldım buraya..
şu an eminim daha da güzeldir.
üstte görünen o tarihi su kemerine çıkmak,yürümek yasakmış,uyarı tabelasını görmemiştim; sonuna kadar gidip geri döndüm.
işin komiği tabelayı geri dönünce farkettim :))
nedenini sorduğumda otel sahibi ''orası boğaz,hele kışın çok şiddetli rüzgar oluyor,bir kaç kişi aşağı uçmuş daha önce..'' demişti.
ne diyeyim,deli cesareti bu bendeki :D






burası da yine kanyonun devamındaki nehir..o mevsimde başka güzeldi,her yan kırmızı sarı turuncu bakır rengi sonbahar yapraklarıyla kaplanmıştı..
saatlerce yürüdüm..


bu fotoğafı,bu köprünün meşhur olduğunu bilmeden çekmişim :)
aslında bu minnak köprü çok meşhurmuş,Tarihi Taşköprü diye geçiyor.
o gece pencere dibinde bi ağaçta bülbül o kadar güzel öttü ki,sabah ezanına kadar uyutmadı.
sonra hazır uyanıksın kızım dedim,kalk.
peşinden de baktım ki uyursam tüm günü kaçırıcam,buz gibi havaya ve çiseleyen yağmura aldırmadım,vurdum kendimi yollara..
Safranbolu ya yabancı değilim ama her yerini de bilmiyorum tabi karış karış,ama çok küçük bir yer olduğundan kaybolma riskin neredeyse sıfır.
ona güvendim,bilmediğim yollara saptım :)
sabahın o saatinde tek başına sokakta resim çeken bu deliyi gören amcalardan biri de sanırım beni dergi yada gazete için fotoğraf çekiyorum sandı,''kolay gelsin kızııım'' diye selam verdi.
amcanın temiz kalbini bozmak istemedim,''sağolasın amca'' dedim,güldüm.
işte o sabahtan kareler:

bu eve gitmek için bu minik köprüden geçmek gerekiyor..
her gün buradan geçmek ne güzel bi duygudur..
masallardaki evler gibi :)
ev sahiplerinin şanslı olduğunu düşündüm..





gördüğünüz gibi,kimsecikler yok etrafta..
ve bi şehri,etrafta kimse yokken adım adım dolaşmak kadar güzeli de yokmuş:)




gitmeyeniniz varsa,sonbaharda gitmenizi tavsiye ederim..
emin olun pişman olmayacaksınız.

ceycey