üstelik siyasiler gibi ''yaptıklarım yapacaklarımın teminatıdır'' da dedim kendi kendime.
yaptım,hem de ne zahmetler ne emeklerle!!
sonuç:Hüsran a dostlaar hüsran!!
başa dönüp anlatayım:
efendim iş çıkışı onca yorgunluğa rağmen gidip manavdan itinayla yağ biberini,patlıcanı ve havucu aldım.
evde sarmısak ve -isteğe göre katılır- maydanoz vardı.ben maydanoz sevmem,katmadım.
eve gidip malzemeleri hazırlamaya koyuldum bi güzel.havuçların kabuklarını soydum. patlıcanın da. yağ biberini yıkayıp içindeki çekirdekleri ayıkladım bi güzel.
eskiden ocakta,odun ateşinde közlenirmiş bunlar ama nerde ocaklı evler artık..
neyse,çaresiz aygazda közleneceklerinden,ama patlıcan ve biberlerin boyutları irili ufaklıydı o yüzden aygaza direkt koymak da olmazdı,cin fikirli aklım hemen bi çözüm buldu. fırın tepsisini koydum aygaza,üstüne de tüm patlıcan ve biberleri.
böylece hem eşit sıcaklıkta-çünkü tepsi düz- hem de hepsi aynı anda,tek tek uğraşmadan közlenmiş oldular.
tabii yine çevirdim sık sık ben onları,ki tek tarafı közlenip de tek tarafı çiğ kalmasın.
hepsi közlenince tepsiyi aldım aygazdan,oldu bitti.
ha bu arada,havuçları da haşladım bi yandan.
buraya kadar her şey yolunda.
aklıma hiç robotu kontrol etmek gelmedi.dolapta beklediğinden kendisi,sorun yok çalışır diye düşünmüştüm.
ama bıçağının bozulduğu aklıma gelmedi.
bıçağı çalışmıyordu ve büyük bi sorunla karşı karşıyaydım! közlenmiş sebzeleri neyle püre yapacaktım?
hemen alt kata inip yengemden robotu istedim.o da hüsran!
onunki de bozulmuş ya!
ölmek var dönmek yok! deyip azimle,cesaretim kırılmadan devam ettim.
bundan sonrasını evde her işini robotlarla yapan, mutfağını yoğurt yapma makinaları yumurta haşlama makinaları,kızartma makinaları istila etmiş rahatına düşkün ev hanımları anlamayabilirler.
çünkü robottan geçirme işleminde robotun yapacağı işi ben ellerimle yaptım!!
ben gibi hiç bişeye üşenmeyen insan bu devirde bulunmaz,hep derim!
valla da billa da ellerimle kıydım onca patlıcan ve biberi.
Çalıkuşu'nun yeni bölümü vardı o akşam,oturdum tv karşısına,aldım önüme sehpayı. üstüne kesme tahtasını ve sağlam,keskin bi bıçağımı-mutfakta benim için bıçağın keskin olması çok önemli.her seferinde yemek yapmadan önce bıçağı mutlaka kontrol edip,keskin değilse bileylerim ben- da aldım,oturdum başladım tıkı tık tıkı tık inceciiik incecik doğramaya.alt üst ede ede,karıştıra karıştıra rondodan geçmiş kıvamına geldi patlıcanlar.
biberler ve havucu da aynı işlemden geçirdim.sonra baktım kesmedi beni, el blenderı girdi devreye.Allahtan o sağlamdı.
derin kabın içindeki sebze püresini bi kez de blenderla kıvama getirdim.
artık hazırdı. sonra içine şeker tuz kimyon karabiber ve azıcık sirke ekleyip bi taşım kaynattım.cevizi de unutmadım.
tamamdııırrr!
işte Lutenitsa hazırdı!!
sıcakken kavanoza koydum,ertesi sabah yedik afiyetle. ilk deneme açısından mükemmeldi diyebilirim.
ama Lutenitsa bana yar olmadı!
buzdolabının kapağında yenmeyi beklerken benim sakarlığım sayesinde yere düşüp yerle yeksan oldu..
ay o anı anlatamam:onca emeklerle ellerimle kıydığım,dört saatimi alan bi kavanozcuk şey, gözümün önünde yere yapışıverdi!!
gözlerim doldu resmen!! dudaklarım titredi!!
neyse,sildik falan ama o hüsranı unutamam kolay kolay..
tabi kırıldığı için Lutenitsayı da fotoğraflama imkanım olmadı haliyle.
bu seferlik böyle olsun.. bi dahakine söz fotoğraflıycam.
gün içinde yeni bi post gelebilir,şimdilik işlerime dönmem lazım.
kış hazırlığı içinde olanlar var mı?
hadi bakalım yorumları görelim..bana azıcık hayat enerjisi lazım bu ara,gelsin güzel paylaşımlarınız!!
sevgiler
ceycey











