24 Ekim 2013 Perşembe

Lutenitsa yapmıştım ben dimi?

yaptım yedim.
üstelik siyasiler gibi ''yaptıklarım yapacaklarımın teminatıdır'' da dedim kendi kendime.
yaptım,hem de ne zahmetler ne emeklerle!!
sonuç:Hüsran a dostlaar hüsran!!

başa dönüp anlatayım:
efendim iş çıkışı onca yorgunluğa rağmen gidip manavdan itinayla yağ biberini,patlıcanı ve havucu aldım.
evde sarmısak ve -isteğe göre katılır- maydanoz vardı.ben maydanoz sevmem,katmadım.

eve gidip malzemeleri hazırlamaya koyuldum bi güzel.havuçların kabuklarını soydum. patlıcanın da. yağ biberini yıkayıp içindeki çekirdekleri ayıkladım bi güzel.

eskiden ocakta,odun ateşinde közlenirmiş bunlar ama nerde ocaklı evler artık..
neyse,çaresiz aygazda közleneceklerinden,ama patlıcan ve biberlerin boyutları irili ufaklıydı o yüzden aygaza direkt koymak da olmazdı,cin fikirli aklım hemen bi çözüm buldu. fırın tepsisini koydum aygaza,üstüne de tüm patlıcan ve biberleri.
böylece hem eşit sıcaklıkta-çünkü tepsi düz- hem de hepsi aynı anda,tek tek uğraşmadan közlenmiş oldular.
tabii yine çevirdim sık sık ben onları,ki tek tarafı közlenip de tek tarafı çiğ kalmasın.

hepsi közlenince tepsiyi aldım aygazdan,oldu bitti.
ha bu arada,havuçları da haşladım bi yandan.

buraya kadar her şey yolunda.

aklıma hiç robotu kontrol etmek gelmedi.dolapta beklediğinden kendisi,sorun yok çalışır diye düşünmüştüm.

ama bıçağının bozulduğu aklıma gelmedi.

bıçağı çalışmıyordu ve büyük bi sorunla karşı karşıyaydım! közlenmiş sebzeleri neyle püre yapacaktım?

hemen alt kata inip yengemden robotu istedim.o da hüsran!

onunki de bozulmuş ya!
ölmek var dönmek yok! deyip azimle,cesaretim kırılmadan devam ettim.

bundan sonrasını evde her işini robotlarla yapan, mutfağını yoğurt yapma makinaları yumurta haşlama makinaları,kızartma makinaları istila etmiş rahatına düşkün ev hanımları anlamayabilirler.

çünkü  robottan geçirme işleminde robotun yapacağı işi ben ellerimle yaptım!!

ben gibi hiç bişeye üşenmeyen insan bu devirde bulunmaz,hep derim!

valla da billa da ellerimle kıydım onca patlıcan ve biberi.
Çalıkuşu'nun yeni bölümü vardı o akşam,oturdum tv karşısına,aldım önüme sehpayı. üstüne kesme tahtasını ve sağlam,keskin bi bıçağımı-mutfakta benim için bıçağın keskin olması çok önemli.her  seferinde yemek yapmadan önce bıçağı mutlaka kontrol edip,keskin değilse bileylerim ben- da aldım,oturdum başladım tıkı tık tıkı tık inceciiik incecik doğramaya.alt üst ede ede,karıştıra karıştıra rondodan geçmiş kıvamına geldi patlıcanlar.

biberler ve havucu da aynı işlemden geçirdim.sonra baktım kesmedi beni, el blenderı girdi devreye.Allahtan o sağlamdı.

derin kabın içindeki sebze püresini bi kez de blenderla kıvama getirdim.
artık hazırdı. sonra içine şeker tuz kimyon karabiber ve azıcık sirke ekleyip bi taşım kaynattım.cevizi de unutmadım.

tamamdııırrr!

işte Lutenitsa hazırdı!!

sıcakken kavanoza koydum,ertesi sabah yedik afiyetle. ilk deneme açısından mükemmeldi diyebilirim.

ama Lutenitsa bana yar olmadı!

buzdolabının kapağında yenmeyi beklerken benim sakarlığım sayesinde yere düşüp yerle yeksan oldu..

ay o anı anlatamam:onca emeklerle ellerimle kıydığım,dört saatimi alan bi kavanozcuk şey, gözümün önünde yere yapışıverdi!!

gözlerim doldu resmen!! dudaklarım titredi!!

neyse,sildik falan ama o hüsranı unutamam kolay kolay..

tabi kırıldığı için Lutenitsayı da fotoğraflama imkanım olmadı haliyle.

bu seferlik böyle olsun.. bi dahakine söz fotoğraflıycam.

gün içinde yeni bi post gelebilir,şimdilik işlerime dönmem lazım.

kış hazırlığı içinde olanlar var mı? 

hadi bakalım yorumları görelim..bana azıcık hayat enerjisi lazım bu ara,gelsin güzel paylaşımlarınız!!

sevgiler

ceycey



23 Ekim 2013 Çarşamba

ceycey grip olursa..

ne olur ceycey grip olursa?
tabii ki yatıp dinlenemez!
??????? şeklinde kafanızın üstünde beliren soru işaretini görür gibiyim..
grip oldum geberiyoruuuuuuumm!!sesim kısıldı ve o derece ki ne telde ne yüzyüze  kimseyle konuşmak istemiyorum..dün hiç çıkmadı sesim,dershanede fıs fıs mır mır konuştum herkesle..
bugün gene nispeten iyiyim.devamlı çay,ılık su yeşil çay vs içiyorum ki boğazım yumuşasın,kendime geleyim.

niye yatıp dinlenemiyorum?sorusunun cevabına gelirsek,geçen ay işe yeni başladığımda-havalar sıcaktı o zaman-bi gece hain bi böcek-böyle şeyler de hep gelir beni bulur-tarafından yüzüm sokulmuştu. face sayfamda yazdım ama 'beni böcek ısırdı' tarzında şikayetvari,mızmız genç kız edasında zırlayan bi post yazmadım.haberiniz olmadı yani bu durumdan. yazmadım çünkü fazla şikayeti sevmem,öyle en ufak şeyde ahlayıp vahlanan biri olamadım,anneme çekmişim.

anneciğim de öyleydi,kanser her yanını sardığı halde çektiklerine,geçirdiği ameliyatlara,her yanını delik deşik yapan iğneler serumlara ,aylarca hastanede yatmasına,solunum cihazsız nefes alamamasına rağmen bi kerecik öff,bu da niye geldi beni buldu Rabbim! demedi.o denli tevekkül sahibi biriydi benim annem..Rabbim de onun mükafatını kat kat verdi,öyle düşünüyorum,isyan ettirmeden,bazı kanser hastaları gibi al canımı! diye yalvartmadan,sessizce aldı onu yanına..of annemi çok özlüyorum ben..

konuya dönecek olursak,böcek ısırınca yüzümde,sol şakağımda kızarıklık oluştu ilk.hani sabah uyanırsınız da yastık izi olur ya yüzünüzde,ona benziyordu ben de yastık izidir;deyip gün içinde umursamadım.ama akşama azalacağına arttı.

ertesi gün daha da arttı ve hafif şişti.geçer dedim ve işe öyle gittim. gün içinde midem bulanmaya,halsizleşmeye başladım.ateşim de çıkınca hemen elli mt ötedeki hastanenin aciline gittim izin alıp.
muayene olduğum doktor bunun çıyan ısırması olduğunu,zehirlendiğimi ve serumdan sonra düzeleceğini söyledi.

oysa ki daha yeni başlıyorduk adamım!!

serumu yedim,azıcık-at kanının etkisiyle at gibi olduktan sonra- kendime geldim o gün. ama akşam gene aynı belirtiler oldu.üstelik ertesi sabah uyandığımda aynaya bakıp kendimi görünce verdiğim tepki aynen şuydu,tabi aklımda kaldığı kadarını yazıyorum buraya:
''yoooğğğkk artıııkkk!! kızım bu surat ne moğollara dönmüş yüzünün yarısı!!
çekiklikte son nokta budur! atalarımıza döndüm sonunda!
ıyyyk ceyda yarım ay olmuş yüzün,bu ne hal?
sonunda dolunay surat oldum,helal bana!!''puhhahahaha

vs vs vs..

neyse o gün tekrar izin alıp doktora gittim.aynı hastanede bu defa cildiyeye göründüm.doktorum çok tatlı ve anlayışlı bi bayandı,ilk defa öyle bi doktorla karşılaştım,o kadar ciciydi ki utanmasam yanında bi saat daha kalıp sohbet muhabbete dalabilirdim yani. doktorum daha ben ağzımı açmadan dünkü doktorun aynını söyledi,çıyan sokmuş seni dedi ıyyyy!!bak hala iğreniyorum..
ve ekledi''beş gün rapor vereyim sana'' dedi sağolsun.

'beş gün çok fazla ama üç gün iyi olur valla!!' dedim.

üç gün izin aldım,o şişlik ve kızarıklık geçti,krem ve hap vermişti tabi onları da kullandım.

bu olay geçen ay oldu.şimdi tekrar izin almak istemiyorum açıkçası.zırt pırt izin alan biri konumuna düşmek istemiyorum.

zaten yatsam da evde tonla iş var beni bekleyen.banyo yıkanacak,çamaşırlar katlanacak,dolabım düzenlenmeyi yani beni bekliyor..mutfakta yerin silinmesi lazım.toz alıcam çekmecelerim keza ellerimden öperler teyzeleri!!!
ooğğğğfff ki ne offf!!

kendime acıdım.

heyy okuyanlar,bari siz de bugünki yapılacak işler listenizi yazın da tek yorulanın ben olmadığımı düşüneyim en azından..

görelim bakalım kim daha az kim daha çok iş yapacak?

ben kaçıyorum!

19 Ekim 2013 Cumartesi

iki bayram bir posta sığar mı?

sığdı.
ne güzel dimi,kendim sorup kendim cevaplıyorum.
herkesin bayramı kutlu mutlu olsun,dualarınızı bize de yollayın..
geçen bayram-Ramazan Bayramını kastediyorum- bi sürü fotoğraf çekmiştim,posta koymak şimdiye nasip oldu.
UYARIYORUM,FOTOĞRAF ZEHİRLENMESİNE MARUZ KALABİLİRSİNİZ!!
demedi demeyin.
 başlayalım mı? geçen bayramdan objektifime takılanlar,zorla kadraja aldıklarım,beni görünce gülme krizine girenler...hepsi burada.
işte ilk kare:


BAYRAMIN İLK GÜNÜ:evde sıkılanları önce avm ye,sonra sahile götürmece.. maksat alışveriş olsun :D

 
       kimi yer kimi bakar.. dedikleri benim halim!! herkes yerken ben habire resim çektim.


BAYRAMIN ÜÇÜNCÜ GÜNÜ:annecimle beraber köye gitmece..malum bizim köyde mahaleldeki bayram üçüncü gün kutlanıyor.-kafası karışmış olanlar olabilir,normaldir-biz de genelde üçüncü gün gideriz..
annecimle geçirdiğimiz son bayramdı. bu resmi iyi ki çekmişim..



   AKRABA-İ  TAALLUGAT:EV EV GEZMECE,BOLCA YİYİP İÇMECE.. HATTA Bİ YANDAN  TELEFONLA KONUŞURKEN Bİ YANDAN''ŞU AN RESMİMİ ÇEKİYOLAR'' DİYEN AKRABAMI GÜLDÜRMECE:D
     

 

telefonla konuşan Ülkü ablam,kendisi daha sonra dayanamayıp poz vermek için üstünü değiştirmeye de gitti,az sonra göreceğiniz üzre :D


oooooo kimler kimler varmışş!!


sülalece çok komiğizdir ve bir araya geldiğimizde evden kahkahalar eksik olmaz..maşallah deyin.



Melek yengem Şeyda'nın çantasını eline almış,tam hatırlayamasam da çantayla alakalı kahkahalara boğulduğumuz bi muhabbetin dibindeydi o an. şekil budur!


pozlar da pozlar!!


vee Engin abim:çantayla alakalı son noktayı kendisi koydu! eline aldı ve ben de bu çantayla poz vericem dedi bastım deklanşöre!!  :D



cümbür cemaat! bu fotoğraftaki kişiler ailenin yüzde beşi bile değil. çok kalabalığız. 
beyaz gömlekli olan Ülkü ablam :) demiştim dimi kıyafetini değiştirip de geldi diye!!


Ülkü ablam,Engin abim,ve yukarıdaki resimlerde Ülkü ablamın yanında duran kırmzıılı Feride ablam;üçü de kardeşler. kendileri annemin dayısının,babamın da amcasının çocukları.-aha kafanız gene karıştı dimi,yandı beyinler!!-
bi de Nurziye ablam var,o sırada o salonun tee öbür ucunda annemle fiskos peşindeydi :)



Feride ablamın küçük kızı Nursena.Şeyda ve o,bizim soyumuzun teee Japonlara dayandığının canlı kanıtı!!
ay koptum şu an!!


işte üç güzeller!! ortadaki Gizem. ailenin en suskunu. kendisi Ülkü ablamın kızı.
Nursenayla tanıştınız zaten,en sağdaki de Nursena'nın ablası.
çok datlular maşallah deyin!!


VEEE BU BAYRAM:bayram bile teknolojiye yenik düştü!!
ahanda ispatı!
kızlar el öpmeye gitmek yerine telefonda oyun oynamayı yeğlediler..
halbukisi biz çocukkene..... diye bi cümle geçti beynimden,o epey uzun olur,bi posta ancak sığar diye vazcaydım hemen.


bayram şekeri sponsorluğumuzu yapan Kent' e sonsuz teşekkürler!!
:))))


bu da Şeyda ve ben.


son olarak:ailenin en genç üyesi Kaan Rüzgar!
çok çok datlu!! maşallah deyin ona!!


yeni postlarda buluşmak üzre,esen kalın efendim!!

9 Ekim 2013 Çarşamba

YENİ ALDIĞIM ÜRÜNLER

neler mi?
kullandığım BB krem biteli epey oldu.aslında ondan çok memnundum,ama ben Çinden döneli 2 yılı geçti yahu,onca minnaklığına rağmen bitmemesi zaten mucizeydi.
daha önce postunu yaptığım Humic Akne Gece Jeli de bitti bir ay evvel.ondan çoook memnundum,ben gibi hala sivilceli ergen modunda etrafta dolanan biri için can kurtaran bi krem..

hatta ne yaptım;bittikten sonra içine az su doldurup çalkaladım gene kullandım ehe ehee :P
napim idareten.

dün tekrar aldım ikisini de a dostlar!
işte karşınızda yeni ürünüm Maybelline Pure Dream BB Krem ve Humic Akne Jelim:








        BB kremi bugün henüz kullanmadım.önce alnımın orta yerinde Cumhuriyet kuran sivilcelerimden kurtulup sonra denemeyi planlıyorum.bakalım..

       kendime alışveriş yapmayalı olmuştu epey..yine kendi kendime hediye almış saydım,azıcık mutlu oldum..
      ben bi de manyak gibi kendime bi şey aldığımda onu da hediye paketi yaptıranlardanım :)
      ya siz? var mı bu tarz ufak minnak mutluluklarınız???
 

annemin ardından...

söylenecek çok fazla söz yok aslında..ne hissettiğimi  sadece ben biliyorum,bir de Rabbim;o kadar.
annemi,dokuz aylık bir kanser mücadelesinin ardından Rahman'a uğurladık.
günlerdir konuşamıyorum kimseyle.anne acısı anlatılabilecek,konuşunca bitecek bi acı değil.
arkasında bıraktığı boşluk,kimsenin doldurmaya yetemiyeceği kadar derin.

****
işe geri döneli üç gün oldu,en azından kafam oyalanıyor.
evde duramazdım,o ev annemin evi.her yerinde onun kokusu,parmak izi var hala.
neyse..anneme dua istiyorum bunu okuyanlardan..
yaşadıklarım bana kalsın,bu postun peşinden bi yeni aldıklarıma dair post daha gelsin de bloğum karalar bağlamasın..
annecim seni çok seviyorum.
cadı kızın ceycey.

****
inna lillahi ve inna ileyhi raciun.

1 Ekim 2013 Salı

bu aralar ne mi yapıyorum?

neler neler yapmıyorum ki?

*annem hala  hastanede,çıkıp eve tekrar eskisi gibi yürüyerek gelmesi için dua ediyorum.-sizden de bekliyorum-

*annemin hastalığı sebebiyle yaklaşık bir aydır-nadiren tebessüm etmek dışında- ölü bi ruh haliyle geziyorum.içimden konuşmak gelmiyor.ki zaten çok da cırcır böceği değildim,iyice duruldum.evde en büyük ben olduğumdan kardeşlere karşı dik durma çabaları hala devam..bakalım bünyem ne zaman iflas edecek?hayat hala devam ediyor,evde düzen hala aynı...çabasındayım.onlar üzülsün istemiyorum.hatta kış hazırlığı bile yapıyorum evde ufaktan..temizlik falan..

*kış hazırlığı demişken;dün Lutenitsa yaptım.ne olduğunu bilmeyenler-e internet çağındayız hadi pambık eller dolma parmaklar klavyeye-.tadını merak edenler,harika oldu nam nam nammmm gum gum gumm!!

*not:vakit bulursam ayrıca bir Lutenitsa postu gelecek,bilginize.

*dershanede işler bi yoğun bi sakin..bugün çok sakin,şükür.aksine bugün de başım ağrıyor.

*telefonum tamamen bozuldu,yeni bi telefon arayışındayım.

*havalar soğuktu,sonra ılıdı son iki gündür.bugün yine ılık olur deyip ince giyindim ama yağmur yağdı ve buz gibi dışarısı..on on beş derece daha soğuyacakmış,bakalım..

*kışlık kaşmir kabanım yırtıldığından bu kış yeni kaban arayışındayım.umarım güzel bi tane bulurum.

*canım şu an dondurma çekiyor.-iyice saçmalayan bi ceycey var şu an karşınızda-

*ayy başım cidden geçmiyor a dostlar ben bi çay demleyip içsem iyi gelir belki..

*hadi ceycey kaçsın mı?

*kaçsın!! diyenleri duyar gibiyim..

*yi huir jian!-görüşürüz...